Bir Zamanlar Foça'da...

Foça'nın kara taşından, denizinden, sokaklarından ve insanlığından ekmeğini çıkaran o eski Foçalı esnaflarımızı unutmak mümkün mü?

Foça’nın Kara Taşından Süzülen İnsanlık Mirası

Şehirler sadece binalardan, yollardan veya coğrafi koordinatlardan ibaret değildir; onları asıl var eden, sokaklarına ruh üfleyen ve taşlarına kimlik kazandıran insanlarıdır.

Bazı yerler vardır ki ismi anıldığında burnunuza iyot kokusuyla karışık taze fırın ekmeği kokusu gelir, kulağınızda eski bir dükkânın kepenk sesi yankılanır.

İşte Foça, o meşhur kara taşının sertliğine ve direncinin asaletine inat, bağrında dünyanın en yumuşak kalpli, en çalışkan ve en "insan" esnaflarını yetiştirmiş nadide bir coğrafyadır.

Bugünün modern dünyasının tek tipleşmiş, soğuk ve mesafeli ticaret anlayışının aksine; Foça’nın tarihini asıl yazanlar, o dar sokaklarda alın teriyle bir hayat kuran kadim esnaflarımızdır.

Mümkün müdür o eski Foçalı esnafları unutmak?

Onlar sadece birer meslek erbabı değil, aynı zamanda bu kentin yaşayan hafızası, kültürel dokusu ve en canlı renkleriydiler.

Tenekeci Haydar’ın çekicinden çıkan ritmik ses, Gazozcu Hasan’ın serinliği müjdeleyen şişe tıkırtısı ya da Fıstıkçı Ali Baba’nın o kendine has üslubuyla sunduğu lezzet...

Bu isimler, sadece birer ticari işletmeyi değil, bir güven ve aidiyet iklimini temsil ediyorlardı.

Henüz betonun ruhumuzu bu kadar daraltmadığı o yıllarda, Esat Bey’in toprak yollarda düzenlediği bisiklet turları, bir kasabanın nasıl bir aileye dönüşebileceğinin en saf göstergesiydi.

O turlarda yükselen neşe, aslında Foça’nın ortak mutluluğunun bir yansımasıydı.

Bir kentin "ev" olabilmesi için beklemeyi bilmesi gerekir.

Eskinin Foçalıları, hafta içi Menemen’den gelecek olan yorgan ve pamuk atıcısını bir bayramı bekler gibi beklerlerdi. Bu bekleyişte sadece bir ihtiyaç değil, bir ritüel, bir toplumsal paylaşım vardı.

Sokaklardan geçen her bir isim, aslında bir hikâyenin başkahramanıydı.

Simitçi Tayfur abimizden, devletin zirvesindeki Süleyman Demirel ile dostluk kuracak kadar gönlü zengin Marangoz Hüseyin’e; Foça’nın her köşesinde bir dost eli, bir tanıdık sima vardı.

Taksici Reşat ve Lokantacı Ekrem gibi isimler, bu kentin sadece karnını doyurmakla veya ulaşımını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda dert ortağı ve güven kapısı oluyorlardı.

Daha derine indiğimizde, Foça’nın sosyal dokusunun ne kadar ince işlendiğini anımsıyoruz.

Mustafa Adalı’dan Kekliğin Zehra Ablamıza, Foça’nın ilk hemşirelerinden değerli büyüklerimize kadar herkes bu kolektif yaşamın bir parçasıydı.

Hastalandığımızda kapısını çaldığımız İğneci Ahmet, sütün en tazesini kapımıza getiren Pire Metin, saçı sakalı birbirine emanet ettiğimiz Berber Ali veya sofralarımızın bereketini sağlayan Ekmekçi Ferat....

Kasap Zeki Doğan ve Kasap Recep’in dükkânlarındaki o dürüstlük, Çıkıkçı Mustafa’nın şifalı elleri ve Bakkal Hayati’nin samimiyeti, bugünün devasa alışveriş merkezlerinin asla sunamayacağı bir "insanlık sermayesiydi".

Bu güzel insanlar, Foça’nın kara taşından ekmeklerini çıkarırken aslında bir kültürü inşa ediyorlardı.

Onlar için esnaflık, bir malı satıp kâr etmekten çok daha ötesiydi; bir gönle girmek, bir hatır sormak ve bir ömür sürecek dostluklar biriktirmekti.

Her birinin ayrı bir hikâyesi, çocukluğumuzun ve gençliğimizin üzerinde silinmez bir izi vardı.

Bizler, bu büyüklerimizin sohbetlerini dinleme, onlarla aynı havayı soluma ve o güzel günlerin bir parçası olma fırsatını bulduğumuz için kendimizi şanslı saymalıyız.

Çünkü onlar, Foça’nın sadece geçmişi değil, bugünkü karakterini oluşturan temel taşlarıdır.

Bugün birçoğu aramızda olmasa da bıraktıkları o güzel izler, Foça’nın rüzgârında, denizinde ve sokaklarında yaşamaya devam ediyor.

Onların isimlerini anmak, sadece bir nostalji güzellemesi değil, aynı zamanda unuttuğumuz değerlere bir dönüş çağrısıdır.

Emekle, güler yüzle ve dürüstlükle yoğrulan o hayatlar, bizlere bir kenti sevmenin yolunun insanı sevmekten geçtiğini öğretti.

Mekânları cennet, ruhları şad olsun; isimlerini sayamadığımız, yaşımızın yetmediği veya hafızamızın kuytularında kalan tüm o güzel insanlar Foça’nın kalbinde her zaman en mutena köşede yaşayacaklar.

Ve şunu sormak gerekir: Bizler bugün, o eski esnaflarımızın bıraktığı bu muazzam "insanlık mirasına" ne kadar sahip çıkabiliyoruz?

Onların alın teriyle suladığı bu toprak yollarda, bugün aynı samimiyetle yürüyebiliyor muyuz?

Foça sizi asla unutmayacak; çünkü siz bu kentin sadece esnafı değil, bizzat kendisiydiniz.

İyi ki vardınız, iyi ki bu kadim toprakların "kara taşından" böylesine beyaz bir gelecek inşa ettiniz.

Saygı, sevgi ve bitmeyen bir özlemle...

ŞÜKRÜ ERCAMAT / FOCALİ.COM


foça hava durumu foça foça belediyesi foça otelleri foçalı av