FOÇA BELEDİYESİ KURSLARI’NIN TANITIM TOPLANTISI YOĞUN İLGİ GÖRDÜ
Tarık Dursun K.ya İGC onur üyeliği
Foça Kent Duvarları'nın 1. Etap Restorasyonu Tamamlandı
Foça Kent Konseyi Belediye ve Kaymakamlığı Ziyaret etti.
Bu yazı 22 Şubat 2013, Cuma 08:30:18 tarihinde eklendi. 516 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

FOÇA'DAN AVARA! - EgEcE - KAPTAN

FOÇA'DAN AVARA!

Teknemizi alalı yaklaşık 10 ay olmuştu. 10 ay boyunca, Foça ve civarında, zaman zaman gece konaklamalı kısa seyirler yaparak tekneye alışmaya çalışmıştık. Süreçbeklediğimden de hızlı gelişti. Ailece tekneyi çok sevmiştik. Teknede zaman geçirmeye alıştık ve bu durumu çok sevdik.


 

Tekneye alışma evresinde, yaptığımızın kısa süreli seyirler, bağlamalar, demirde kalmalar ve çeşitli manevralar gücümüze güç katar nitelikte idi. Ancak sürekli aynı yerde yelken yapıp, kısa süreli seyirler bir süre sonra pek cazip gelmemeye başladı. İnsan tekneye çıktığında gitmeli Hem de uzaklara…Hem de hiç dönmemecesine.. Denizin, rüzgarın sesini dinlemeli, martıları beslemeli, yunuslara refakat etmeli Sen gittikçe film şeridi gibi akmalı etrafındaki çevre, hiçbir zaman aynı kalmamalı. Ne demiş Orhan Veli;

 

Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.


Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüyünde ayrı bir telaş

 

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur, başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi…

 

 

 

Bu düşünceler içimize kurt düşürdü. Eşimle beraber otuzar gün izin aldık, çalıştığımız işyerinden. Çocukların da tatili başladı. Ortam ve şartlar oluştuğunda ise mevcut meteorolojik şartlarıda dikkate alarak 03 Temmuz 2012 sabahı Foça’dan avara etme (ayrılma) kararı aldık.

 

 

 

 

Seyir planını zaten üç, dört ay önce oluşturmuştum. Çok sıkı bir seyir planı olmuş, hesaplarıma göre yaklaşık 19 ada gezisi ve toplam 660 mil mesafe kat edilecekti. Ancak ilk yaptığım plan, haldır haldır dolaşmayı öngörüyordu. Bunun çocuklar için sorun olacağını farkettim ve değişiklikler yaptım. İyi ki de yapmışım. İleriki bölümleri okudukça, sizlerinde bana hak vereceğinize eminim.

 

Ancak şunu söyleyebilirim ki, her ne kadar seyir planı yaparsanız yapın, gerek doğa ile mücadelenizde gerekse başka dış etkenler neticesinde seyir planına uygun hareket etmeniz gerçekten çok zor oluyor. Şartlar sizi programınızın gerisinde bırakabiliyor ya da bazı noktaları atlayıp rotanızın ilerisine geçebiliyorsunuz. Ama şunu unutmamak lazım; bu aynı zamanda bir tatil gezisi. Ngeride kaldım diye üzüleceksin ne de ilerideyim biraz yavaşlayım diye hayıflanacaksın. Rüzgarın, denizin keyfine bakacaksın. Ben bunu biraz geç farkettim, bu seyirde. Bundan sonra da, çok spesifik bir seyir planı yapmama kararı aldım,kendimce.

 

Tekne gerek lojistik gerekse kondisyon olarak bu seyre hazırlandı. Arma komple elden geçti, yıpranmış halatlar değiştirildi, ilave usturmaçalar alındı, sineklikler imal edildi, cansalı revizyondan geçti, dingi ve motoru yenilendi, makine bakımı yapıldı, elektronik sistemlerin test ve kontrolü yapıldı, ırgat bakımı yapıldı. Ve aklıma gelmeyen bir çok iş...

 

İlk rotamız Sakız Adası, toplam 40 mil bir seyrimiz olacak. Hızımızı 5 knot’a (mil) oturttuğumuzda yaklaşık 8 saat sürecek bu yolculuk. Foça’dan iki tekne avara olduk.Yanımızda Fındık teknesi de var. Fındık, Fransız yapımı, Beneteau First 32. Oldukça hızlı bir tekne. Şimdilik Sakıza kadar birbirimize eşlik etme kararı aldık. Bu sayede en azından denizdeki varlığımız birbirimize güven verecekti. 02 Temmuz 2012 gecesi tekneye konuşlandık. Çocuklar mutlu olmasına karşın biraz tedirgin, ancak Sakız Adasında ağaçlardan toplayacakları sakızları düşündükçe gözleri parlıyor, heyecanlanıyorlardı. Onlar bile gece 01:00 dan önce uyuyamadılar.

                           

 

 

Biz mi? Hiç sormayın! Biz sabah saat 04:00’da hala ayakta idik. Son kontrolleri yapıyor, tekneyi yerleştirip, her şeyi deniz bağına vuruyorduk. Sabah saat 06:00’da avara (limandan ayrılma işlemi) edecektik. Ben biraz uzandım. Ancak ne yalan söyleyeyim, uyuyamadım. Sabah saat 06:00 olduğunda Fındık teknesine telsizden çağrı yaptım, Kaptan hemen yanıtladı, belli o da uyuyamamıştı. Ben takriben 10 dakika içerisinde ileri harekete geçeceğimi kendisine bildirdim. Çocuklar ve eşimi uyandırmak istemedim. Fazlasıylayorulmuşlar, uykusuz kalmışlardı. Dümen dolabının önüne geldim ve marşa bastım. Sırasıyla rüzgaraltında bulunan kıç koltuk halatını, sonra tonozu ve sonrada rüzgar üstündeki kıç koltuk halatını suya bıraktım. Makinayı rolantide ileri verdiğimde Harmony yavaş yavaş ait olduğu mavi denizlere doğru yol almaya başladı.

 

Sabahın erken saati olmasına karşın; bir gün önceki havadan kalan kaba deniz körfez çıkışında göze çarpıyordu. Büyük denizin içerisinde kaçak bir batı rüzgarı vardı. Avara eder etmez Harmony’i genel batı istikametinde otomatik pilota devrettim. Bu sayede Harmony rüzgar üstüne gidecek ve bende kolaylıkla ana yelkeni basacaktım. Bu sırada Fındık teknesininde peşimden liman çıkışı yaptığını gördüm. Ana yelkeni bastıktan sonra otomatik pilotu körfez çıkışına doğru ayarlayarak, cenovayı (ön yelken) açtım. Harmony, bir gün önceden kalan o batı rüzgarına yaslandı ve uyum ve ahenk içerisinde yol almaya başladı. Tayfa uyanmasın diye hemen motoru susturdum. Bu sayede usulca Foça Limanından avara ettik.

 

Körfeze girdiğimde poyraz 12-13 knot (mil) seviyesine oturdu., Karaburun’a  pek de yakın olmayacak şekilde dümen tutarak, 270 rotasında pozizyonumu korudum. Hedefim koyun adalarının batısından Langada’ya (Sakız Adasının kuzey doğusunda konuşlu küçük adalar topluluğu) girerek bir deniz molası vermek. İşte artık Harmony ve biz yalnız kalmıştık.Ege’nin koyu lacivert rengi bizi sarmış, fazla kaba olmayan soluganlar ile adeta merhaba diyordu. Yaklaşık iki,üç saat sonra Koyun Adalarına yaklaşırken çocuklar uyandı ve yanıma geldiler. Ahiret soruları “Nerdeyiz?” ile başladı! Tabi sonraki soru ise denize ne zaman girebilecekleriydi. Sabırla onları cevaplamaya çalışırken imdadıma denizdeki diğer dostlarımız yetişti. Telsizden, “Çocuklar, önümüzde yunuslar var” anonsu gelince, hızla baş üstüne koştular. Yunuslar ile beraber yaklaşık 10 dakika beraber seyir yaptık, bolca fotoğraf,video çektik. Yelken full arma (tümüyle açık) olduğu için; ben, dümeni bırakmadan çekim yapmaya çalıştım. O kadar neşeli hayvanlar ki, suyun altında sırt üstü yüzerek teknenin altından geçip bizimle adeta oyun oynadılar. Çoçuklar çok sevindi, baş üstündeki tepinmeleri üzerine eşim de uyandı.

                    

 

Ancak Koyun adaları ve Sakız Adasındaki boğaza yaklaşırken rüzgar şiddetini arttırmaya başladı. Çocukları tekrar havuzluğu çağırdım. İstemeye istemeye geldiler. Boğaz geçişi oldukça keyifliydi. Pupadan (teknenin arkasından) gelen rüzgar hızımızı zaman zaman 6.5 knotlara kadar çıkartıyordu.  Hızımızı almışken doğruca Sakız’a gitme kararı aldık.Langada’ya bir gün sonra yüzmeye gelme kararı aldık. Nasıl olsa Sakız’da üç gün kalınacaktı. Ancak Sakız’a yaklaşırken tayfa iyice huzursuzlanmaya başladı. Mutlak suretle yüzmek istiyorlardı. Sakız Limanına giriş yaptıktan sonra yüzecek bir yer bulamayacaklarını biliyordum.

 

Liman girişi yapmadan uygun bir demir yeri bulup, demir atmaya karar verdik. Ben ırgatın başına gittim, eşim dümende, çocuklar mayolarını giymek ile meşgul... Demir yerine geldiğimde stop komutu verdim. Tekne durdu ancak, tornistan komutunda tekneden takır tukur..’ sesler gelmeye başladı.  Eşim ilk başta karaya oturduk zannetmiş. Demir atmaktan vazgeçerek, ben dümene geçtim ve eşimi ırgata (demiur atma ve almayı sağlayan elektrikli düzenek) gönderdim. Tekrar uygun bir demir yeri pozisyonu aldığımızda makinayı boşa alarak yavaşça tornistan (geri) verdim, Harmony komutu aldı ve tornistan ile takribi 38 25N 26 08E  koordinatların da dört metreye demirledik. Aslında pek de uygun bir demir yeri değildi. Derinliğin de fazla olmamasından dolayı, adanın döküntüsü olan dipteki taşları kolaylıkla seçebiliyordum.

             

 

 

Çocuklar denize girerken biz de ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorduk. Ancak çözemedik. Neyse deniz molası bittiğinde Sakız Limanına doğru gitmek üzere demir aldık.Demir alırken yine aynı sesleri duyduk. Bu sesler moralimizi öyle bir bozdu ki, anlatamam. Onca seyir hazırlığından sonra, henüz gezinin başlangıcında olacak şey miydi? Hemen Foça’daki Çarkçıbaşımı aradım. Sesi tarif ettim ve şanzımandan kaynaklanabileceğini öğrendim. Bu arızayı biraz öteleyerek, Sakız’a girme kararı aldım. Sakız limanına doğru ağır yolda ilerledik. Liman girişinde sahil polisine girişimi bildirdim. Liman giriş müsadesi verdiler ve gümrüğe uğramamız gerektiğini bildirdiler. Sakız limanına girişte hemen sancak tarafta bulunan ikinci bina gümrük binasıymış, bizim chatplotterlarda üçüncü bina olarak gözüktüğü için o binanın önüne aborda oldum. Hemen sonra bir bayan polis gelerek buraya aborda olamayacağımızı söyleyerek gümrük binasını gösterdi. Biz tekrar halatları fora ederek gümrük binasına yöneldik, bu seferde birinci binanın önüne aborda olduk. Aradaki binanın önünde iki tane büyük motoryat kıçtan kara olup, giriş işlemi yapıyormuş. O yüzden bu binayı göremedik. Önüne aborda olduğumuz bina da restoran çıktı.    

                                   

Biz de teknelerin pozisyonu ile oynamadan Yunanistan’a giriş işlemini yaptık. SakızLimanı oldukça büyük. Gümrük önüne demir atıp kıçtan kara olabilirseniz fazla yürümek zorunda kalmazsınız. Aksi takdirde biraz yorucu olabilir. Giriş işlemini tamamladıktan sonra, restorantın önünden ayrılarak yine demir atmadan cafelerin bulunduğu şehir merkezine sancak taraftan aborda oldum. Bu arada manevralar esnasında gelen sesin şanzımandan kaynaklandığı, kavrama esnasında bir ya da birkaç dişlinin sıyırdığı artık aşikardı. Moral seviyemizi yüksek tutmaya çalışıyorduk, ancak durum pek de iç acıcı değildi.

 

 

Bağlar bağlamaz, çocuklar Sakız ağacından Sakız toplamak istediler. Sorduk soruşturduk.Temmuz ayı mevsimi değilmiş, ancak adanın güneyinde bir çok köyde Sakız ağaçlarının yetiştirildiği ve köylülerin Sakız sattığını söylediler. Çocuklar akşam yemeğini bir fastfood’ta yediler. Ertesi gün adayı gezmek için bir araba kiraladım, yaklaşık 60 TL’ye klimalı ufak bir araç verdiler bize. Bu sayede adanın güneyini komple dolaşma imkanı bulduk. Çocuklar da o hayalini kurdukları sakızlara, her ne kadar dalından toplayamasalar da,kavuştular. Ama söz konusu iş çiğnemeye gelince tam bir fiyasko.  Bütün hayalleri yıkıldı. Biri tükürüyor, birisi çıkartıyor… Neyse yaklaşık yarım saat ağızlarını temizledikten sonra kendilerine geldiler ve biz burayı sevmedik hemen gidelim dediler.

 

Ben de onları adanın kuzey doğusunda bulunan Langada kasabasına yüzmeye götürdüm. Buraya tekne ile gelecektim aslında, ancak mevcut şanzımandaki durum demir atıp almamı engelleyecek tarzda idi ve pek de güzel sinyaller vermiyordu. Araba ile Langada’ya geçip, çocukları denize attıktan sonra Çarkçıbaşını aradım ve ertesi gün yelkenle Çeşme’ye geçeceğimi, onun da Çeşme Marinaya gelmesini söyledim. Langada kasabasında Foça’dan bir yelkenci aile olan Bluenote ekibi ile karşılaştık, onlar da tekne ile gelmişler ve bir anda Fındık teknesi ile beraber bayağı kalabalık bir ekip olduk. O akşam Langada’da bir tavernada yemek yedik. Oldukça keyifli bir akşamdı. Dostlarla beraber olunca insan ortamı fazla yadırgamıyor. Çocuklar kalamar istediler, ancak kalamar geldiğinde hepsini biz yemek zorunda kaldık. Bizim buradaki gibi halka halka dilimlenmiş bir kalamar değil, hayvancağızı komple una bulayıp pişiriyorlar, çocuklarda hali ile ürkmüş olacak ki, köfte ve patatesten başka bir şey yemediler.

 

Ancak şanzımandaki şu ses, bana her zamankinden bir fazla kadeh daha içirtmeye yetti. Gecenin ilerleyen saatlerinde Sakız Limanına döndük ve aracı park ederek tekneye geldik. Seyir hazırlıklarımızı tamamlayarak yattık. Sabah erkenden aracı teslim ettim ve Sakız Adasındaki üçüncü günün sabahında 7-8 knot esen güzel bir havada plan dışı onarımlar maksadıyla Çeşme Marinaya doğru yelken açtık.  

 

Devamı sonraki yazıda…

 

Esen kalın!

 

Yazdır Paylaş
Diğer EgEcE - KAPTAN Yazıları
EN SON YORUMLANANLAR

konya haber - konya haberleri

Copyright © www.focali.com Her Hakkı Saklıdır...